Bal’ın Sırrı

      SIRLAR  ÂLEMİ      ( Eklenti dosya: ( balı-sadece-arılar-üretir )

Balın sırrı

SIR
Rabbinin sana yayılman için belirlediği yolları tut! (Nahl Suresi 16/69) İnsan idrakini aşan kusursuz bir sistem. Çiçeği seçmesinden poleni taşımasına, işlemesinden muhafazasına kadar anlaşılması imkânsız bir süreç bu. Onlara ve sırlarına saygı duyuyoruz. Onlar ki, Rabbin, kendilerine vahyin neticesinde minik karınlarında ve kanatlarında evrenin sırlarını taşıyor. İşte dostlarım, peteğin tadındaki sır, sırda saklı, Elbette düşünen kimseler için bunda da büyük bir ibret mevcuttur.” (Nahl Suresi 16/68-69) ayetleri bizleri birkez daha ilmi gerçeklerle baş başa bırakmaktadır.

SABIR
Yaratıcının, tabiata yüklediği görevlerden biri de: Sabır. Sakin, telaşsız, aksamayan işleyiş. Hata kabul etmeyen, mükemmel zamanlamayla yürütülen işler. Elbette düşünen kimseler için bunda da büyük bir ibret mevcuttur.” (Nahl Suresi 16/68-69)
Yaratanın izni ile doğadan bize en iyisini vermesini bekliyorsak, bunun en büyük bedeli sabır. İnsanın en çok zorlandığı erdem. Damla damla gelen bu nimetin sabırla olgunlaşıp insana sunulması. Arıcılık yapıyorsak, sabra ihtiyacımız var. Sabırlı olmaya mecburuz.

ARMAĞAN
Sırrın sabırla buluştuğu yerde, İşte, onların karınlarından da renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. (Nahl Suresi 16/69 ) Yaratanın insana lütfu. Lezzetin ve sıhhatin bir arada bulunduğu eşsiz besin. Ve bütün mesele, armağanı korumak; insanlara, kıymet bilenlere aynı kusursuzlukla sunabilmek.

Gerçek Bal
Bala labarotuvar ortamında uygulanan analizler neler
Kaliteli, yenebilir, sağlıklı ve doğal bal sofralarınıza ulaşana kadar 62 ayrı analizden geçiyor. Bunların ilki her tenekeden tek tek numune alınarak yapılan balda ticari glikoz olup olmadığının kontrol edildiği analiz. Ardından balın cinsinin, balın su içeriğinin belirlendiği analizler yapılıyor. Prolin, Fruktoz, Glikoz, Sakkaroz gibi analizle balda olması gereken doğal şeker miktarları kontrol ediliyor. Bu analizlerle bala dışarıdan müdahale olup olmadığı anlaşılıyor. Sadece o da değil, arıya şeker yedirilip yedirilmediği de analizler neticesinde ortaya çıkıyor. Polen analizi ile arının hangi bitkiden polen topladığı belirleniyor. Arıyla ilgili tespitler bununla sınırlı değil, arıyı hastalıklara karşı korumak için antibiyotik verilip verilmediği de tespit ediliyor ki antibiyotiğin kesinlikle verilmemesi gerekiyor. Bitkilerde kullanılan ilaçların arıya geçip geçmediğinin de analizi yapılıyor. Bala yol kenarındaki asfalttan, egzoz gazından ya da tenekeden zararlı metallerin bulaşıp bulaşmadığı Bakır, Kurşun, Çinko, Kadmiyum gibi yarı ağır metaller de analizlerle tespit ediliyor.

Balların rengi ve kıvamı zaman zaman değişmektedir sebebi nedir
Balların rengi ve kıvamı arının gezdiği çiçeklere göre aldığı nektara göre değişiklik gösterir. Balın akışkanlığı da  kovandan erken sağımıyla, bal çeşidiyle ve hava sıcaklığıyla alakalıdır. Rengi de akışkanlığı da bu nedenle belirli sınırlar dâhilinde değişkenlik gösterebilir.
Açıkta satılan balların daha doğal olduğu söyleniyor, doğru mu?
Açıkta satılan balların kontrolü yapılmamaktadır. Laboratuar ortamında test edilmedikleri için açık balların içerisinde şeker, antibiyotik gibi katkıların olup olmadığını bilemezsiniz. Markalı balların yönetmelik gereği tüm bu kontrolleri yapmaları şarttır. Aslında markalı ballar laboratuar testleri sayesinde doğal balı en doğru şekilde sunarlar. Açık bal olarak tükettiğiniz ve size ‘doğal’ adıyla sunulan balın katkısız doğal bal olup olmadığı belli değildir. Oysa markalı ballar kontrolden geçerek piyasaya sürülür. Açık bal kullanıldığında içerisinde antibiyotik kalıntısı, pestisit ilaç kalıntısı ya da naftalin olabilir. Bunların hepsi tüketildiğinde insan sağlığını olumsuz etkileyecek unsurlardır. Markalı bal alın: Balın kalitesini tadarak ya da başka herhangi bir duyusal özelliğinden anlamak mümkün değildir. Açıkta satılan ballarda risk tüketicinin, markalı ballarda ise ambalajlayan firmanındır. Kendiniz ve çocuğunuz için markalı balı tercih etmenizi öneriyorum.

Petek bal , Petek balın özelliği

Petekli balın sağlık açısından süzme ballardan farkı nelerdir
Süzme bal ile petekli bal arasında bileşim olarak fark yoktur. Her ikisinin de besin değerleri aynıdır. Petekli bal tüketmenin insan sağlığı açısından süzme bala oranla hiçbir avantajı yoktur. Ancak biz petekli bal tüketilmesini sağlıklı bulmuyoruz. Bunun da sebebi süzme bal tüm peteklerden elde edilip homojen bir karışım oluşturulup analizleri yapılarak kontrol edilmektedir. Petek balda ise tek tek her peteğin analizinin yapılması teknik olarak zor ve zahmetlidir, hatta imkânsız denilebilir, bu nedenle de kontrolleri yapılmamaktadır. Örnek olarak herhangi bir şekilde yapılan ilaç uygulamaları petekte kalabilir ve kontrol edilmediği takdirde o şekilde kullanılabilir. Kontrolsüz ürün tüketilmesini bu nedenle tavsiye etmemekteyiz.

Balı nasıl saklamalıyız
Bal oda sıcaklığında ( 21-27 C° ) saklanmalıdır. Buzdolabında saklandığı takdirde kristalizasyon sürecini hızlandırmış oluruz. Ayrıca güneş ışığından ve ısıdan da korumak gerekir. Bal hiğroskobik bir madde olup havadaki nemi içine hapsetme özelliğine sahiptir. Bal yendikten sonra kapağı hemen kapatılmalıdır. Kokulu gıdalara yakın ve sigara dumanına maruz bırakılmamalıdır. Bal kapları kötü kokularla balın temasını engelleyecek nitelikte olmalıdır. Dolayısıyla balın nemli ortamlarda ve buzdolabında saklanmasını tavsiye etmemekteyiz.

Bal neden kristalleşir
Balın kristalleşmesi, kalitesiz olduğunun değil; gerçek bal olduğunun bir kanıtıdır. Kristalleşen süzme ballar sıcak su banyosuyla çözülüp eski halini alır. 45 C˚’ yi geçmeden ısıda çözdürülen ballarda besin kaybı söz konusu olmaz. Balın kristalleşmesi; -halk dilinde şekerlenme- içindeki glikozun tanecikler haline gelmesi sonucu balın akıcılığını kaybetmesiyle oluşan doğal bir olaydır. Kristalizasyon birçok saf ve kaliteli balda, üretimden tüketime her aşamada karşılaşılabilen zararsız bir değişimdir. Bal, toplandığı kaynağa ve arıların salgı bezi faaliyetlerine bağlı olarak yaklaşık 15 çeşit doğal şeker içerir. Baldaki doğal şekerlerin çoğunu fruktoz ve glikoz meydana getirir. Glikozun mono hidrat parçacıkları kristalleşmeyi tetikler. Süzme ballarda kristalleşme daha erken başlamaktadır. Balın toplandığı kaynağa bağlı olarak glikoz ve fruktoz oranı da değişir. Bal, 18-24 C˚’de depolanmalıdır. Ballar 14 C˚’de kristalleşir, 21-27 C˚ arasındaki ısılarda kristalleşme olmaz. Balın saklandığı kaplar, ortamdaki nem, ısı ve ışıkta kristalleşmeyi etkilemektedir. Balın kristalleşmesi kendini koruma altına almasıdır.hayal bile edemeyeceğimiz çok uzun yıllar bozulmadan kalabilen tek besin maddesidir.

Tutankamon balı

Balın son kullanma tarihi
Balın son kullanma tarihi yoktur. Mikrobiyolojik açıdan herhangi bir bozulma olmadığı için, hatta gelişen mikroorganizmaları yok ettiği için bozulmayan bir üründür. Mısır’da firavun Tutankamon‘un mezarında tahtadan yapılmış bir kutuda bulunan 13 kilo balın 3.800 yıldır bozulmamış olduğu görüldü. Sadece güneş ışığından ve sıcaktan korumak gerekir. Bunun da sebebi sıcaklığa bağlı olarak içerisinde kansorejen bir madde olan HMF artışıdır.

Bal ayı . Bal hangi aylarda yenir. yaz aylarında bal tüketmenin zararı var mıdır
Tüketilmesinde herhangi bir sakınca yoktur. Bal hasta olmamak için sadece kış aylarında tüketilecek bir besin maddesi değildir. Tüm aylarda sağlıklı olmak için tüketmemiz gerekir. Çünkü bal enerji kaynağıdır. Balın vücütta atığı yoktur. Ortalama 8-10 dakika aralığında kana karışmaktadır.

Bir kişi günde ne kadar bal yemeli
Kilo başına her gün ortalama 1 gr. bal tüketilmelidir. Örneğin 20 kg. çocuk günde 20 gr. yani 1,5 yemek kaşığı ya da 3 tatlı kaşığı bal tüketmelidir.

Küçük bebeklere bal yedirilirmi. Çocuklar balyermi

Neden 12 aylıktan küçük bebeklere bal yedirilmesi tavsiye edilmemektedir
Bebek botulizminden dolayı tavsiye edilmemektedir. Botulizm, Clostridium botulinum adı verilen bakterinin, gastro-intestinal organlarında çoğalmasıyla meydana gelen, ciddi bir hastalıktır. Bebeklerin sindirim sistemi bu bakteriye karşı duyarlıdır, ancak 1 yaşından sonra direnç kazanırlar. Bu nedenle balın bebek beslenmesinde kullanılmaması tavsiye edilmektedir.

Kur’an’da Arılar ve Bal

‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine göz göz ev (kovan) edin. Sonra da her türlü meyveden ye de Rabbinin sana yayılman için belirlediği yolları tut!’ İşte, onların karınlarından da renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Elbette düşünen kimseler için bunda da büyük bir ibret mevcuttur.” (Nahl Suresi 16/68-69)      Kur’an’da Arılar ve Bal pdf

Bal Hastalıklar İçin Şifadır

Çiçek Balının Faydaları

KANSER
Japonya ve Avustralya’da yapılan bir araştırmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olmuştur. Hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdır.
KISIRLIK
Çin, Japon ve Uzakdoğu ülkelerinde, gebe kalamayan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır toz tarçınla bal kullanmaktadırlar.
KALP HASTALIKLARI
Bal ve tarçınla karışım yaparak sabah kahvaltıda alınması ile arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur. Bu uygulamayı düzenli yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.
KOLESTEROL
İki kaşık bal, üç tatlı kaşığı toz tarçın, 450 gr. demlenmiş çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde %10 düşecektir.
YAŞLILIK
Bal ve tarçınla hazırlanan çay, düzenli alındığında yaşlılık harabiyetini önler. 4 kaşık bal, 1 kaşık toz tarçın, 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3 defa 1/4 bardak miktarında içilir. Deriyi diri, taze ve yumuşak tutar, yıpranmasını durdurur.
YORGUNLUK
Araştırmayı yapan Dr. Milton, 1 bardak su içerisinde 1/2 kaşık bal ve biraz toz tarçının her gün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15’te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tespit etmiştir.
ZAYIFLAMA
Bir bardak su içerisine eşit miktarda bal ve tarçın konup kaynatılır. Her gün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir. Düzenli uygulanırsa kilo verir, yüksek kalorili diyet alınsa bile vücutta yağın birikmesine engel olur.
SİVİLCELER VE DERİ
3 birim bal, 1 birim tarçın ile krem yapılır. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür. Sabahleyin ılık su ile yıkanır. Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden çıkarır.
MİDE AĞRILARI, GAZ, SAÇ DÖKÜLMESİ, HAZIMSIZLIK VE GRİP
Bir kaşık ılıtılmış balı 1/4 tatlı kaşığı toz tarçın ile karıştırıp günde 3 defa yenir. Bu uygulama birçok kronik öksürük, soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.
İDRAR YOLLARI ENFEKSİYONLARI, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Her gün kullanılan bal ve tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virüs saldırılarına karşı korur. Araştırmacılara göre bal, birçok vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir. Balın düzenli kullanılması, akyuvarlar içerisindeki bakteriler ve virüslerle savaşan, korpuskülleri de kuvvetlendirir.
ARTRİT
Kopenhag Üniversitesinde yapılan bir araştırmada; kahvaltıdan önce bir yemek kaşığı bal ve 1/2 çay kaşığı toz tarçını alan 200 hastadan 73’ü bir hafta içerisinde şifa bulmuşlar, geri kalan yürüyemeyen ve hareket edemeyen hastalar da bir ay içerisinde şifa bulmuşlardır.

Çiçek Balının Faydaları;
 Kabızlık; Sıcak suyun içinde yapılan şerbet kabızlığa iyi gelir.
 Ağrı Dindirir; Balın buharı ağrı ve sızıyı dakikalar içerisinde dindirir.
 Göz; Gözün görme gücü artar ve nar suyuyla karıştırılıp göze sürme çeker gibi çekilirse keskin görmesi sağlanır.
 Şişmanlık; Balın içerisinde enzimler sayesinde şişmanlamayı önler. Ilık balın ise zayıflatma gibi bir özelliği vardır.
 Damarlar; Diğer şekerlerin tam tersine oksijen ile etkileştiğinde yanma olur ve kanda daha az atık madde bırakır. Ve kalp hastalarına faydalıdır.
 Kansızlık; Kan yapıcı özelliği vardır.
 Romatizma; Romatizmal hastalıklarda haricen kullanmak hasta olan kişiyi kısa bir zaman diliminde sağlığına kavuşturur.
 Balgam Söktürücü; Balgamı keser ve vücudun içerisinde bulunan pis rutubetini giderir.
 İştah; A,B,C vb. vitaminler ve mineraller olduğu için kişiyi zinde tutar.
 Alerji; Alerjik hastalıklarda zahmetli tedavilerin yerini alan alternatif bir tedavidir.
 Karın Ağrısı; Karın ağrısını geçirir. Balın şerbeti karın ağrılarını çok kısa sürede geçirir.
 İdrar; İdrar söktürür ve iltihabı geçirir.
 Verem; Çiçek balını gülle karıştırıp sabah akşam yenilirse akciğer yaralarına birde vereme faydalıdır.
 Köpek Isırması; Köpeklerin ısırmasına karşı faydalıdır. Bir kişiyi köpek ısırınca bal şerbeti içilir. Birde köpeğin ısırdığı yere bal sürülür.
 Cildi Güzelleştirir; Vücuda balla masaj yaparsak cildi yumuşatır. Yüze maske yaparsak canlılık ve tazelik katar.
 Saçlar; Saçları besler, uzatır, parlalık, canlılık katar ve yumuşatır.
 Yanıklar; Yanan yerlere bal, zeytinyağı ve gres yağını karıştırıp sürersek sızı ve acı çekilmez kısa sürede yanık iyileşir yanık izi kalmaz.
 İshal; Soğuk bal şerbeti ishali çok kısa sürede durdurur.
 Terleme; Bal mumu ile birlikte 1-2 gün sakız gibi çiğnersek burun tıkanıklığı ve bunda dolayı olan terlemeyi durdurur.
 Sarılık; Balla salatalık rendeleyerek yenirse susuzluk olmaz. Kanı temizler sarılığı kısa bir zaman dilimi içerisinde giderir.
 Kolesterol; Kolesterol’ü düşürür.
 Zekâ gelişimi; Büyüme çağındaki çocuklara zekâ gelişiminde yardımcı olur.
 Alaca; Alaca hastalığı olanlar en az iki- üç ay sabahları aç karnına bir su bardağı bal şerbeti içerse şifalı görülür.
 Nezle; Bal, limon veya sütle içilirse nezlenin geçmesi sağlanır.
 Öksürük; Genellikle yatağa yatınca başlayan öksürüğe bal ve şerbet iyi gelir.

Kur’an’da Arılar ve Petek

KUR’AN’DA ARILAR ve PETEK

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
وَاَوْحٰى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ اَنِ اتَّخِذٖى مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
ثُمَّ كُلٖى مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ فَاسْلُكٖى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا ط يَخْرُجُ مِنْ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ فٖيهِ شِفَاءٌ لِلنَّاسِ ط  اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine göz göz ev (kovan) edin. Sonra da her türlü meyveden ye de Rabbinin sana yayılman için belirlediği yolları tut!’ İşte, onların karınlarından da renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Elbette düşünen kimseler için bunda da büyük bir ibret mevcuttur.” (Nahl Suresi 16/68-69)

Kur’an, arının yaptıklarını anlatırken, fiilin dişi formunu kullanmaktadır. Arapça’da fiiller dişiye ve erkeğe göre farklı çekilirler (Başka birçok dünya dilinde de bu böyledir). Arının yaptıkları anlatılırken fiilin dişi formunun kullanılması Kur’an’ın saydığı eylemleri dişi bal arısının yaptığını göstermektedir. Bu yüzden ayeti “dişi bal arısı” diye çevirmek daha doğrudur. Dişi bal arısının yaptıkları Kur’an’da şöyle tarif edilmektedir: (Arapça’da arının erkeği ve dişisi aynı şekilde yazılır, bu kelimenin ayrıca dişisi yoktur.)

1. Evini (kovanını) inşa etmesi (68. ayet)
2. Bal özünü toplamak için doğadaki faaliyeti (69. ayet)
3. Bal yapması (69. ayet,)

Kur’an’ın saydığı bu üç faaliyeti de dişi arı olan işçi arılar gerçekleştirmektedir. Bu yüzden Kur’an’da arıdan sonra gelen fiile dişilik takısı eklenmiştir. Kur’an’ın saydığı bu faaliyetler ile erkek arıların hiçbir ilişkisi yoktur. Dişi olan işçi arılardan daha iri yapılı ve kocaman gözlü olan erkek arıların tek görevi genç ana arıyı döllemektir. Yaz sonunda bu görevini yerine getiren erkek arılar dişi arılar tarafından kovandan atılır ve dişi arıların bakımıyla yaşamaya alışkın oldukları için çok geçmeden açlıktan ölür.

Kur’an’ın indiği dönemde insanların kovan içindeki iş bölümünün detaylarından, işçi arıların dişi olduğundan, kovanı inşa etmenin, bal yapmanın, bal yapmak için meyvaların özünü toplamanın dişi işçi arıların görevi olduğundan haberleri yoktu. Bu yüzden Kur’an’ın dişi arının görevlerini sayarken fiili dişiye göre çekmesi ve erkek arıları bu görevlerden dışlaması mucizevi bir ifadedir.

Arı bir matematik profesörü müdür?

Kur’an’da dikkat çekilen dişi bal arısının yaptıklarını iyice incelediğimizde arının kabiliyetlerine şaşmamak elde değildir. Arının yaşayacağı evini (kovanını) oluşturması, bu evin içindeki petekleri inşa etmesi matematiksel bir deha gerektirmektedir.

Bal arıları milyonlarca yıldır peteklerini altıgen yapmaktadır (On milyonlarca yıl öncesine ait arı fosillerinden bu anlaşılmaktadır).
Acaba neden bu şekil dikdörtgen, beşgen, sekizgen değil de altıgendir?
Bunu araştıran matematikçiler birim alanın tamamen kullanılması ve en az malzemeyle petek yapılabilmesi için en ideal şeklin altıgen olduğunu ortaya koydular. Petekler üçgen ya da dörtgen olsaydı, boşluksuz kullanılabilecekti. Fakat altıgen hücreler için kullanılan malzeme üçgen ya da dörtgen için kullanılan malzemeden daha azdır. Diğer birçok geometrik şekilde ise kullanılmayan bölgeler ortaya çıkacaktı. Sonuç olarak altıgen hücre, en çok miktarda bal depolarken, yapılması için en az balmumu gereken şekildir.

Dişi (işçi) arıların bu çalışmalarında en çok ilgi çeken durumlardan biri on binlerce işçi arının her birinin, birer tuğlacığını bıraktığı bu yapının, geometrik ölçülere bütünüyle uyabilmesidir. Matematikçiler verilen belirli miktardaki balmumuyla yumurtadan çıkacak kurtçukları içine alabilecek daha geniş bir yer yapılamayacağını ispatlamışlardır. Böylece işçi arılar belirli miktardaki gereçle, gereken büyüklükteki bir yapının en ekonomik biçimde nasıl yapılabileceğini göstermektedirler.

Antoine Ferchault adındaki bir Fransız böcek bilgini, bunu “Arılar problemi” diye tanınan bir geometri problemi olarak ortaya koymuştur. Bu problem şudur:
“Tabanı birbirlerine göre eğimi aynı olan üç çeşit eşkenar dörtgen ile kapanmış düzgün altıgen bir dik prizma verilsin. Bu prizmanın toplam yüzey alanının en küçük değerde olması için eşkenar dörtgenler arasındaki açılar ne olmalıdır?”
Biri Alman, biri İsviçreli, biri de İngiliz olan üç tanınmış matematikçi bu problemin çözümüyle uğraştılar ve şu sonuca vardılar: 70° 32′ (70 derece ve 32 dakika). Gerçekten de bu, dişi bal arılarının yaptığı petek gözeneklerinin açısının tamı tamına aynısıdır.

İşçi arılarımız peteğin yapımına birkaç farklı noktadan başlarlar. İş ilerledikçe peteğin gözenekleri orta yerde birleşir. Bu durumda kaynaşma noktasındaki peteklerin açıları yine kusursuzdur. Bu işçi arıların peteğin yapımına rastgele koyulmadıklarını, başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki uzaklıkları, arkadaşları olan diğer işçi arılarının pozisyonlarını önceden çok ince bir şekilde hesapladıklarını ortaya koyar. En usta matematikçiler bile arının hesabının kusursuzluğunu 70° 32′ (70 derece ve 32 dakika)’yı hesaplayarak ortaya koymaktadırlar. Fakat bu matematik profesörlerine elinize bir cetvel alın, bu açıları tam tutturarak bir altıgen çizin desek, hele hele bu hesapları yapan üç profesöre üçünüz ayrı yerden başlayarak altıgenler çizin, ortadaki altıgenler de tam düzgün, kusursuz olsun desek hiç şüphesiz bu kadar ince bir çizimi beceremezlerdi. Görülüyor ki arı, hem büyük bir teorisyendir, hem de müthiş bir pratisyendir. Teoride hesaplanması çok zor olanı hesaplamış, pratikte ise bizim el ve gözlerimizle tayin edemeyeceğimiz hassaslıktaki ölçüleri tutturmuştur.

Altı hafta yaşayabilen arılar tüm bu hesapları ve uygulamaları nasıl gerçekleştirmektedir?
Arıların bu yaptıklarını “içgüdü” diye niteleyip, tüm bu harikalıkları tesadüfen oluşmuş gibi göstermek Yusuf suresinin 40. ayetinin işaret ettiği gibi isimlendirmelerin arkasına sığınmaktır. İçgüdü kelimesi, sadece bir isimlendirmeden ibaret olup aslında hiçbir açıklama ortaya koymayan bir terimdir. Kur’an arıya vahyedildiğini söyleyerek, arının tüm bu yaptıklarının, Allah’ın proglamlaması ve düzenlemesinin sonucunda olduğu ortaya koymaktadır. Altı haftada en zeki canlı olan insan “1, 2, 3” diyerek, üçe kadar saymayı bile beceremez… Arının tüm bu yaptıklarının ne arı tarafından öğrenildiğini, ne de tesadüfen oluştuğunu söylemek mümkündür. Açıkça bellidir ki arıyı Yaratan, arıyı bütün özellikleriyle beraber yaratmış, tüm bu matematiksel problemleri halletmiş ve arıya en mükemmel uygulamaları yaptırmıştır. Yine bu Yaratıcı, arıya kendi ihtiyaçlarından fazla bal yaptırtarak, insanlara nimetlerini göstermektedir.

Gerçek Bal Nedir ?

GERÇEK BAL NEDİR?

1. Gerçek balın çok özel, esans gibi hafif bir kokusu vardır. Balı keserken, saklama kabını açıp kapatırken bu koku daha yoğun algılanır.

2. Gerçek bal, glikozlu bala göre daha koyu kıvamdadır. Yaklaşık % 15 su , %25 Sakkarin % 35 Glikoz ve çeşitli mineraller, tuzlar içerir.

3. Gerçek bal çok çok tatlı değildir, koyu kıvamlı şerbet gibi değil kendine özgü bir tadı vardır. Glikozlu bal gerçek bala göre daha tatlıdır.

4. Gerçek bal ağıza alındığında bir kaç tür rayiha tadı alınır. Oysa glikozlu ballarda düz tek bir tad olur.

5. Gerçek balın dış görünümü ceviz kabuğu veya buna benzer grinin tonlarında olur. Glikoz katkılı ballar ise daha açık tonda beyaz renkte olur.

6. Gerçek bal, kestane, ıhlamur, akasya, karaçalı, ayçiçeği, kekik, keven, katırtırnağı, sığırkuyruğu v.s. çiçeklerinin çeşitlerine göre koyu ve açık kahverengi, açık mor, sarı, hafif kırmızı veya buzlu cam renklerinde veya bu renklerin değişik tonlarında olabilir. Glikozlu ballar ise açık cam renginde ve daha şeffaf olur.

7. Gerçek bal, Bir kaşığa bal koyup ateşe tuttuğunuzda oldukça akışkan olur, dayanıklıdır geç yanar, glikoz balı ise çabuk yanar ve kömürleşir.

8. Aynı ölçek iki kaba tam süzülmüş gerçek bal ve glikozlu bal koyup ağırlıklarını karşılaştırdığınızda, gerçek bal çok daha ağır gelir. Test edebilirsiniz, Balın özgül ağırlığı yaklaşık 1.40’gramdır, yani 1 litre saf bal 1.40 kg gelmelidir. Marketlerden aldığınız süzme balın ağırlığını hacmine böldüğünüzde ne değer geldiğine bakabilirsiniz. Birde bizden aldığınıza…

9. Düzenli bir şekilde tüketildiğinde gerçek bal şeker hastalarında, şeker değerini sadece bir kaç puan arttırır. Ancak aynı miktarda tüketilen glikozlu bal şeker hasalarını komaya dahi sokabilir.

10. Saf bal üreten arıcıda hem komple sırlanmış petek hem de kısmen sırlanmış petek olur. Tüketiciler görselliğe önem verdiği için tamamı sırlanmış petek balları tercih ederler. Oysaki yarı sırlanmış petek bal saflığın işareti olabilir. Çünkü katkı veren arıcılar peteklerin ağır gelmesi için ve güzel görünmesi için peteği komple sırlatırlar. Oysa bizim gibi üreticiler mevsim sona erdiğinde ve arılar daha bal getiremediğinde yarım kalan petekleri olduğu gibi alır kovanlardan. Bu aşamada arılar artık normalde tercih etmedikleri çiçekleri de yoklayacakları için bal daha kaliteli olmaktadır. Neden marketlerde yarı sırlanmış bal göremeyiz. ? ? Neden hepsi dolu doludur. ? Düşünmek gerekli.

Sonuçta gerçek bal, arının doğadan tamamen kendi çabalarıyla en saf halde toplayıp kendi enzimleriyle midesinde üretmiş olduğu bir gıda maddesidir. Oysa glikozlu bal, arı kovanının içine yerleştirilen glikoz-şeker şerbetini arının emmesi ve bunu bala çevirmesinden ibarettir.

Buradan anlaşılacağı üzere, gerçek bal ile katkılı balın hem fiyat hem de besin değeri olarak karşılaştırmasını yapmak çok yanlıştır.